13 Haziran 2015 Cumartesi

Bebekle yemek işleri

İzmir dönüşü arabada 2 gün önce annemin bizi karşıladığı muhteşem sofrayı düşünüp iç geçirirken ve keşke hepsini yeseydim diye düşünürken bu yazıyı yazmaya karar verdim. Perşembe günü İzmire gittik. Eve girince annem bizi mükellef bir sofrayla karşıladı. Harika hazırlanmış bir masa, çok şık bir masa örtüsü, çok şık bir yemek takımı, mezeler, ara sıcaklar, salatalar, spot ışığının altında daha da leziz görünen herşey! Masayı görünce hem kendimden geçmiş hem de düşünmüştüm ben en son ne zaman böyle bir sofra hazırladım?

Zaten oldum olası öyle harikalar yaratan süper masalar hazırlayan çok pratik birisi olmadım. Yine de sağolsun Çetin lezzetli yemek yaptığımı söyler. Ama benim çok yorulup uğraşıp, çok yemek yapmış olduğum zaman çorba yemek ve pilavın üçünü aynı anda yaptığım zamandır. Hal böyleyken bir de eve bebek gelince benim yemek serüvenim iyice kısıtlandı. Yemek yapma işine Çetin işten gelip de Yiğit Mertle ilgilenmeye başlamadan girişemez oldum. Çünkü Yiğit Mert sürekli onunla ilgilenmemi ona bir şeyler anlatmamı istiyor. Birazcık ilgiyi ondan kesip bir şeyler hazırlamaya çalışsam akşam uykusu saatinin yaklaşmış olmasından da ötürü mızmızlanmaya başlıyor. Dolayısıyla Çetin eve gelmeden hiçbir şey yapamıyorum. Gelince çok mu acayip şeyler döktürüyorum, tabii ki hayır. Ya bir çeşit en kolayından yemek ya da ton ton salata :)

Gelelim sabah kahvaltısı ve öğle yemeklerine. Kahvaltı olayımız tam bir run Forest run! Eğer geceden kahvaltılıkları hazırlayıp saklama kaplarına koymadıysam kahvaltı yapmam pek mümkün olmuyor. Ya bir tost yapıyorum ya da evde durmayan Yiğit Merti arabasına bindirip sitenin içindeki göl kafeye gidip börek çörek yiyorum. Öğle yemeği mi? O da ne? Onu hayatımdan çıkaralı çok oldu :) fırsat olursa arada meyve falan yiyorum. Ya da dışardaysam süt yapma potansiyelinden dolayı hemen bir salata yiyorum.

Zor mu? Evet zor. Açlık, yorgunluk, uykusuzluk mu çekiyorum? Evet evet evet. Fakat bütün bunlara hatta daha da fazlasına değer mi değer. O bakışı gördüğün, o kokuyu aldığın o sesi duyduğun an değer. Çocuğun için herşeye değer.

5 Haziran 2015 Cuma

Bebek alışverişi-Doğum yaklaştı-Eyvah bir sürü eksik var!

Beni tanıyanlar bilirler ben bu alışveriş işinden pek haz etmem. Ama söz konusu bebek alışverişi olunca işler değişti. Bu kadar keyifli bir şey kesinlikle olamaz. İşin kıyafet kısmı oldukça kolay. Zaten aile ve arkadaşlardan o kadar çok hediye geliyor ki, biz sadece 3lü bir tulum ve iki tane ayrıca tulum almış başka da bir şey alamamıştık. Yiğit Mert'in dolabı yenidoğan kıyafetleriyle dolmuştu. Fakat eksikler sadece kıyafetler değildi tabii.

Öncelikle uzun bir liste yaptım. Listenin başında da bebek arabası vardı. Bu işi baya bi araştırdık. Bir kaç yer de gezdik. Dağ bayır rahatlıkla gezebileceğimiz büyük tekerleri olan bir araba almaya karar verdik. İlk 1 yıl bunu kullanıp sonra hafif bir bastona geçiş yapabilirdik. Bu tip arabalar oldukça ağır oluyor çünkü, uzun vadede çok da kullanışlı değiller. Ama yenidoğan bir bebek için oldukça konforlular. Daha sonra ki kriterimiz ise daha şık ve uyumlu olması açısından set olmasıydı. Bunu da belirlemiştik ki ben bir şeye taktım resmen kafayı. Bebeklerin ana kucağında çok uzun süre durmaları onurga gelişimi açısından sakıncalı diye bir şey okudum. O zaman kesinlikle alacağımız arabanın portbebesi de olmalıydı. Bu defa da şu sorun çıktı; Ana kucağı aynı zamanda oto koltuğu olarak kullanılıyor ilk 6 ay. Arabadan alıp bebek arabasının şasesine monte ediyorsun. Bir yere gideceğimiz zaman portbebeyi de mi yanımda taşıyacaktım? Zaten benim de Çetin'in de bagajlarımız çok geniş değil. Bu sorunu nasıl çözeriz derken Jane Rider Matrix Light 2 Travel System diye bir arabaya denk geldik. Daha önce hiç duymamıştım. Bu arabanın müthiş bir özelliği vardı. Ana kucağı portbebeye çevrilebiliyordu. 4 kademe yatışı vardı. Tam yatabiliyordu ve bu haliyle de arka koltuğa emniyet kemeriyle bağlanabiliyordu. Yani aynı anda iki farklı ekipmandan kurtulmuştuk. Üstelik yolculukta arabada uyuduğu zaman ana kucağı olan oto koltuğunda iki büklüm gitmek yerine tam yatış pozisyonunda uyuyarak gidebilecekti. Tek eksisi vardı bu arabanın, o da bu portbebe olabilen ana kucağının ağırlığı. 6 kg ağırlığında. İçinde bebek de olunca taşıması hayli zor. Bunun çözümünü de ana kucağını sürekli kendi arabamda tutarak buldum. Bebek arabasının şasesi de ana kucağı da arabada duruyor. Bebeği aşağıya kucağımda indiriyorum. Bu daha kolayıma geliyor. Sitenin içinde yürüyüş yapacaksak bile arabadan alıp öyle gidiyorum. Ana kucağını elimde taşıyacağım tek yer evden arabaya inme kısmıydı zaten. Onu da kucağımda çözdüğüm için bu arabanın bana bir olumsuzluğu olmadı. Sürüşü oldukça rahat tek elle bile çok rahat kullanıyorum. Manevrası cok iyi. Sitenin yokuşlarında bile beni yormuyor. Yani çok akıllıca bir seçim yapmış olduk.

Listenin diğer önemli maddesi ise park yatak mı beşik mi sorunuydu. İlk başta ben beşik istiyordum. Hatta anne yanı beşik bakıyorduk. Fakat bu beşik en fazla 1 yıl kullanılacaktı. Daha sonra nereye koyacaktık? Gereksiz yer kaplayacaktı. O arada e-bebekte joie diye bir markanın park yatağını gördüm. Çok kullanışlı geldi. Diğer park yataklardan da daha şıktı. İşimiz bitince de katlayıp çantasına koyup kaldıracaktık. Bu yatağın bir de çok kullanışlı bir alt değiştirme ünitesi vardı ve o kadar işimize yaradı ki sırf bu yüzden bile bu yatağı iyi ki almışız diyorum. Çünkü bebeğin altını yatakta ya da koltukta açmak çok ciddi bel ağrıtan bir şey. Bu yüzden park yatağımız da çok doğru bir seçim olduğunu zaman içinde gösterdi.

Listeye bir de eklemediğim 2 madde vardı ki, en çok işime yarayan şeylerden oldular. Biri göğüs pompası diğeri de kamera. Yiğit Mert 1 haftalıkken bir akşam hazır o uyumuşken ben de 1-2 saat uyuyayım demiştim. Bir üşümeyle uyandım ama resmen tirtiyorum. Kalkıp kimseyi çağıramıyorum bile yataktan çıkmaya çalıştığım an donuyorum. Göğsüm davul gibi şişmiş ve ateşim çıkmış. Akşam saat 9.30 ve Çetin gidip açık bir e-bebek buldu ve göğüs pompasını alıp geldi. Ben sütleri sağdım ve anında rahatladım. Avent elektrikli pompa aldık ve gayet memnunum. Kamera işine gelince, ben aman nasıl olsa küçücük ev sanki duymayacak mıyız çocuğu gerek yok diyordum. Ama Yiğit Mert doğunca işlerin öyle olmadığını anladım. Biz otururken onun uykusu geliyordu ama ben götürüp yatak odasına park yatağa yatıramıyordum. Çünkü aklım hep içerde kalıyordu. Ya kusarsa boğazına kaçarsa tıkanırsa vs bir ton senaryo yazıp ya salonda yanımızda yatırıyordum ki hiç hoş değil tv sesi ışık bir sürü uyaranın ortasında sağlıklı bir uyku olmuyordu ya da yatağına yatırıp her 3 dakikada bir gidip kontrol ediyordum. Baktık bu böyle olmayacak gidip bir kamera aldık. Onu da Motorola mbp36 modelinden aldık. Yiğit Mertin uykusu da düzene girdi. Odasında karanlıkta ve sessizlikte uyumaya alıştı, biz de içimiz rahat oturduğumuz yerden onu izlemeye başladık.

Ev tipi anakucağı-Kesinlikle alın, düşünün ki evinizde koltuğunuz yok, nereye otururdunuz? Bebek de uyumadığı zamanlarda hep bu ana kucağında takılacak.

Alt değiştirme örtüsü-Tek kullanımlık alın. Diğerlerini yıkamakla uğraşılmıyor. Tek kullanımlıklar da ilk başlarda sürekli alt değiştirirken ufak kazalar :) olduğu için gerçekten tek kullanımlık ama 1 aydan sonra uzun süre kullanılıyor.

Yastık-Almayın, yastıksız uyuyorlar.

Yorgan- Almayın, biz soğukta bile üst üste iki penye battaniye örttük, yorgan o minik için fazla ağır olur.

Gider delikli küvet-Eğer bebeği kendi küvetinizin içine onun küvetini yerleştirip yıkamayacaksanız giderli ya da gidersiz almanız bir şey ifade etmiyor. Mesela biz yatak odasında yerde yıkıyoruz. Giderli almıştık ama bir işimize yaramıyor.

Banyo suyu sıcaklığı ölçer-Alın o olmadan suyun sıcaklığına karar vermek bizim için oldukça zordu.

Banyo lifi- Almayın, yumuşacık elleriniz yetiyor. Çok isterseniz de ağız silme bezini kullanabilirsiniz.

Pudra-Aldık ama hiç kullanmadım. Ne zaman kullanılır onu da anlamadım.

Şampuan-losyon-bebek yağı-Mustela aldık, banyodan sonra genelde losyon sürüyoruz bazen aklımıza gelirse yağlıyoruz.

Pişik kremi-Her alt değiştirmeden sonra süreceksin dediler ama ben şimdiye kadar 3-4 defa anca sürdüm. Doktorumuz pişik olmadıkça sürme dedi. Yine de bir sudocremin evde bulunmasında tabii ki fayda var.

Tırnak makası-Setler anlamsız sadece makas alın yeter.

Emzik-Avent aldık, kesinlikle alın. 1. Ayın sonundan itibaren vermeye başladık. Anne için rahatlık :)

Hastane çıkışını tulumlu alın. Alt üst ayrı ayrı olanlar kullanışlı olmuyor. Hatta biz ilk 2 ay sadece tulum giydirdik. Çok daha rahat oluyor.

Yenidoğan ıslak mendil-uni baby aldık, hala da alıyoruz. İlk başta aa saf pamuğu suyla ıslatıp silcem ilk 1 ay diyordum ama yalan oldu. Onunla uğraşmak çok zor. Uni babyden gayet memnunuz.

Göbek bağı seti-Aldık ama doktorumuz hiç bir şey sürülmeyecek dedi, doktorunuza sorunuz :)

Benden bu kadar. Umarım bir faydası olur.