Dikkat ettiyseniz "artan" diye belirtme ihtiyacı duydum. Yani burada aslında var olan bir şeyden bahsedeceğim.
Görgüsüzlük bir şeyi sonradan görmek değildir bence. Ezelden beri görüp de görgüsüz olanları açıklayamazdık o zaman. Ben bunun insanın hayata bakış açısıyla ilgisi olduğunu düşünüyorum. Hayattan ne bekliyorsun, ne vermek, kendine ne katmak istiyorsun. Doğuyoruz, büyüyoruz, yaşıyoruz. Büyüdüğümüz aile, okuduğumuz okullar, yaşadığımız çevre...Tabii ki de bunların etkileri çok büyük. Ama bir de ne yaparsan yap, hangi sıfatı alırsan al değişmeyecek bir özbenlik taşıyoruz.
Sosyal medya neler değiştirdi acaba? Hepimizin bir alışkanlığı haline geldi. Elimizden düşmeyen telefonlar tabletler vs. Ben de çok severek kullanıyorum. Görüp beğendiğim orijinal bir şeyi paylaşmak istiyorum. Beni mutlu eden bir anı, güzel çıktığımı düşündüğüm bir fotoğrafı, ya da hoşuma giden herhangi bir kareyi. Fakat fotoğraf koyarken dikkat etmeye çalıştığım şeyler var. Mesela, eşim bana bir hediye aldığında çok mutlu oluyorum evet, fakat bu hediye maddi değeri olan bir şeyse bunu paylaşmıyorum. Dışarı çıktığım her an, her gün fotoğraf paylaşmıyorum. Çünkü her an aklımda fotoğraf paylaşma düşüncesi taşımıyorum. Sosyal medya hesaplarıma günlük gibi davranmıyorum. Realty showda gibi de her anımı insanların görmesi gibi bir isteğim de yok. Bir şey ne kadar fazla, o kadar kıymetsiz bence.
Sosyal medyadaki paylaştıklarımız genel hayatımız hatta kişiliklerimiz hakkında ipuçları taşır nitelikte olmaya başladı. Fotoğraf içeriğinden görgüsüzleri seçmek oldukça kolaylaştı. Üstelik çocuk sahibi olduktan sonra, algıda seçicilikten dolayı çocukları olan insanların görgüsüzlükleri benim gözüme daha da bir batmaya başladı. Fotoğrafların bir yerine eli, kolu, kafasının yarısı giren bakıcılar. (Hatta abartıp direkt fotoğrafını koyup bakıcı ablamız blabla ya çok teşekkürler mesajları paylaşanlar bile var.) Çocuğun sıradan ev haliyle hatta yelekli bir fotoğrafını bu tip hesaplarda görmeniz pek mümkün değil. Çocuklar her halleriyle o kadar güzeller ki nasıl bir görgüsüzlüğün esiri olmuşsa anne ya da baba, çocuğunun sadece burberrylerin ralph laurenlerin için de güzel göründüğünü ve daha çok beğenileceğini düşünüp sadece bunları paylaşıyorlar. Çocuğun bütün fotoğrafları katalog çekimi edasında. Bu üst orta sınıf görgüsüzlüğü say say bitmez ama benim gözüme bu aralar en çok çocuk sahibi olanlarınki batmaya başladı. Bir de history çıktı yandık ki iyice yandık. Spor yaparken telefonu orda birinin eline tutuşturup sporunu dakika dakika izletenler var. Şahane bir manzaranın tadını sadece ona bakarak çıkaramayanlar var. Güzel bir an benim için o kadar özeldir ki, onu fotoğrafla ya da videoyla bölmek istemem. Bazen gördüğün bir şey o kadar güzeldir ki, onu fotoğraflayıp bozmaya kıyamazsın.
İşte, yazının başında da bahsettiğim gibi, görgüsüzlük biraz da hayatı nasıl yaşamaktan hoşlandığınla ilgilidir. Yaşadığın her anı kendin için, sana bir şeyler katmasından keyif alarak mı yaşıyorsun, ya da en büyük amacın yaşadığın herşeyi göstermek mi?
Yaşadığımız her anın tadını çıkarmak dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder