O gece 00.30 gibi uyudum. Çetin ise gece 02.30a kadar iş yapmış daha yeni uyumaya gelmişti. Yatakta bir sıcaklık ve ıslaklık hissi gözümü açmamla birlikte hemen olayı anlayıp Çetin kalk suyum geldi demem bir oldu. Saat 02.40 olmustu ve henüz 10 dakika önce uyuyan Çetin gözünü açıp ben hazırım demişti. :) ben gülmeye başlayıp gayet sakin bir şekilde hazırlanmaya başladım. Çetin o sıralarda doğum için bizde kalan annem ve babamı uyandırmaya gitti. Herkesi aldı bir telaş. Aralarında en sakin benim. Arkalı önlü iki araba düştük yola. Evimize çok yakın olmasından dolayı Acıbadem Atakent hastanesinde yapacaktım doğumu. 5 dakika sonra hastanedeydik. Beni hemen tekerlekli sandalyeye oturttular götürüyorlar oradan oraya ama ben hala çok sakinim hatta bu durum oradaki görevlinin bile dikkatini çekmiş olacak ki, sizin kadar sakinini görmedim dedi. Nöbetçi kadın doğum uzmanı kontrolümü yaptı. 4 cm açılma var artık doğum başlamış eve gitmek yok dedi ve bizi yatışa alıp odamıza yerleştirdiler. Bu arada hala o kadar çok su akıyor ki, bebek susuz kalmasın diye panik oldum doktor da korkmayın su üretilmeye devam ediyor susuz kalmaz dedi. Odada da çok sakinim hiçbir sancı belirtisi dahi yok. Saat 4.00 gibi hafif sancılar gelmeye başladı ama çok hafif başa çıkılmayacak gibi değil. Çok uykusu olan Çetin ve babama biraz uyumalarımı söyledik ve annemle koridorda yürüyüşe başladık. Saat 6.00ya kadar bu şekilde sürdü. Daha sonra sancılar biraz daha artmaya başladı. Hemşire gelip baktı ve açılma 8 cm olmuş dedi. Ben şok! Epidural istiyordum ama, nasıl takılacaktı bu saatten sonra? Beni doğumhaneye indirdiler. Annem ve Çetin yanıma girdiler, babam dışarda bekliyor. Benim sancılar iyice arttı. Yürümemi söylüyor hemşireler fakat yürüdükçe sancıyı daha çok hissettiğim için yürümek istemiyorum. Sonra nts de duruma baktılar ve sancıların yetersiz olduğunu söyleyip suni sancı vermeye başladılar. Doktorum geldi ve epidural istediğimi söyledim. O kadar çok açılma var ki epidurale hiç gerek yok işimizi daha da zorlaştırır süre uzar dedi. Suni sancıyı verdikleri an herkesten nefret ediyor, o an kimseyi görmek istemiyor vücudumda aşırı bir baskı hissediyordum. 1-2 dk sürüyordu bu durum. Sancı geçtiği an ise pamuk gibiydim. Ruh halim her 2 dakikada değişiyordu. Sancı geldiği an beni sezeryana alın diye bağırıyordum. Sancı geçince tamam yapabilirim sorun yok diyordum. Bu sırada Çetin ve annem yanımda fakat ben annemin çıkmasını istiyorum sürekli anne sen çıkar mısın diyorum çünkü annem aşırı telaşlı ne yapacağını şaşırmış şekilde dolaşıyor. Ama tabii kimse beni dinlemedi. Annem de Çetin de yanımdaydı. Çok kolay olabilecek bir doğumu kriz anlarıyla başa çıkmakta hiç yetenekli olmadığım için kendime o kadar zorlaştırdım ki. Doktor ıkınman lazım diyor ben hayır ıkınmayacağım diyorum. Çünkü ıkınınca sancıyı daha yoğun hissediyorsun. İlk başlarda sancı gelince hemşire sık sık nefes alıp vererek sancıyla başa çıkma sancıyı gönderme tekniğini göstermişti. Ben bunu sürekli kullanmaya başladım. Doktorum ise sancıları gönderme ıkın, sancıları kullanmamız lazım diyor ama ben hiç umursamıyordum. Sonunda istemiyorum sezeryana giricem dedim. Emin misin bak tam açılman var bir iki defa ıkınsan bebek doğacak dediler ama ben kesin kararlıyım hayır istemiyorum dedim. Anestezi uzmanı geldi, bir iki kağıt imzalattı. Epidural anestezi olacağım değil mi dedim ve bana hayır, bu saatten sonra bebek çok aşağıda sadece genel anestezi yapabiliriz demesin mi? Hayatta en çok korktuğum şeylerden biridir genel anestezi. Onu duyunca tamam ben istemiyorum yapıcam dedim. :) Doktorum son bir kez çok kuvvetli ıkın gözlerin kızarana kadar ıkınman lazım dedi ben bir kuvvet bir ıkındım çok yaklaştı dediler, sonra ikinci de doktorun birisi üstten bastırdı, diğeri alttan çekti ve geldi bebek dedi bebeğin çıktığını gördüm ve o an ki rahatlamayı hayatımda hiç yaşamadım. Bitmişti işte. Ne bir sancı kalmıştı ne bir acı. Hayat şahane bir yerdi! Saat 10.50'de Yiğit Mert dünyaya gelmişti! Bebeği tartmak üzere bir şeyin üstüne koydular. O sırada annem bebeğin yanına geçti, Çetin'de gözlerini bebekten alamıyor ama yanımda elimi tutuyor geçti hayatım bitti hayatım diyor ama gözler hala bebekte :) hadi git yanına ben iyiyim dedim ve koşarak bir heyecan bebeğin yanına gitti. Hemşireyle birlikte bebeği yanıma getirdiler ve o muhteşem an gerçekleşti. Artık biz anne-baba-çocuk bir çekirdek aile olmuştuk!
Normal doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Normal doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Mayıs 2015 Cumartesi
Pozitif bir doğum hikayesi- Hoop Yiğit Mert geliyor
9 Mart günü hamileliğimin 38. Haftasında gün boyu gezip tozmuş, aqua floryada dolaşmış, sephoraya gidip kaşlarımı aldırmış, hatta annem ve babamla yol üstünde gördüğümüz hatay mutfağına girip yemek yiyelim demiştik. Yoğun bir günün ardından eve gelince beni bir telaş almış ve saçma bir şekilde hiç huyum olmayan ortalık toplama işine girişmiştim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)