anneler babalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneler babalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2016 Pazartesi

Anneler vs Babalar

Kabul edelim farklıyız. Hem de oldukça. Her konuda olduğu gibi çocuk konusunda da farklılıklarımızın haddi hesabı yok. Öncelikle; "Dikkat! Bu yazı komik içeriklidir."

Yiğit Mert ilk doğduğunda Çetin'de bir heyecan sormayın gitsin. Hastanede emzirdiğim anlar dışında sürekli onun kucağında. Eve geldik, altını değiştiriyor, uyutuyor, gazını çıkarıyor ama kimselere vermiyor. Anneanne babaanne acaba bir fırsat bulur da kucağımıza alır mıyız diye hazırda bekliyorlar. Çetin uyuduğu zamanlarda da koşa koşa gelip Yiğit Merti alıyorlar, altını değiştirmek için sıraya giriyorlar. İzin süresi bitene kadar bu böyle devam etti. Sonunda Çetin işe döndü ve ben de bebeğimin bakımını üstlendim :) İlk zamanlar gece Yiğit Mert her uyandığında bık sesine uyanıp beni telaşla uyandıran Çetin işe başlamasıyla birlikte çocuğun yırtınma derecesindeki ağlamalarını bile duymamaya başladı. Artık uykusuzluğumla tek başımaydım ve sonradan öğrenecektim ki, 10 ay sonra bile uykusuzluğumla başbaşa olacaktım :) 
İlk 4 ay tırnaklarını kesemedim hep Çetin kesti. Son 5 aydır ben kesiyorum. İlk zamanlar banyo yaptırmak için Çetin'i bekliyordum. Sonradan onu da tek başıma halletmeye başladım. Bir süre sonra tüm bakımı bende, akşamları gelnce bir kaç saat sevmesi Çetindeydi. İlk aylarda onu oyalamak çok kolaydı. Ellerini ayaklarını kullanmayı bile bilmiyordu. Hatta o kadar kolaydı ki, Çetin'e çocukla ilgilen dediğin zaman heybesini omzuna atar gibi çocuğu omzuna atıp ps oynuyordu  o garibim de orada mışıl mışıl uyuyordu :)) 

Gel gelelim zaman geçti Yiğit Mert büyümeye başladı. Artık hiçbir şey ilk zamanlardaki gibi değil. Ek gıda olayı bizim için tam bir kabus oldu. Çünkü bizim çocuğumuz yemek yemeyi sevmiyor. Yemek yeme saatlerimiz bazen bir işkence. Yapmadığımız soytarılık kalmıyor. Birimiz şaklabanlık yapıp birimiz güldüğü an ağzına kaşığı sokuyor. Fakat bütün gün birlikte değiliz Çetinle. Sabah kahvaltısı, ara öğünleri, öğle yemeği hep tek başıma halletmem gereken öğünleri. Bir şekilde
yediriyorum o yemeği bir küçük kaseyi yemesi bazen 1,5 saat sürse bile. Baba tek basına olunca ne mi yapıyor? Yemek sevmeyen ama yoğurda bayılan Yiğidoya yemek yediremeyip 2 kase yoğurt yediriyor ve "Hayatım yemek istemedi yoğurt istedi ben de 2 kase yoğurt yedirdim" diyor. Neden? Çünkü yoğurt yedirmek çok kolay. Dışarda yemekteyken kasenin yarısını anne yediriyor kalan yarısını babaya uzatıyor baba iki kaşık deneyip;"Yok doymuş, yemek istemiyor" diyor ve kaseyi anneye uzatıyor anne ne mi yapıyor? Bir takım şaklabanlık ve oyalama taktikleriyle kalan yarısını da yediriyor. Sonra ne mi oluyor? Oscar goes to Ezgi! "Hayatım sen çok iyisin bu yemek yedirme işinde, benden yemiyor." Aah ne gaz! :)) Ama ben de Çetinden bir şeyler öğrenmedim değil. Yiğit Merti uyutma işinde ciddi anlamda başarılı. Ben ne diyorum o zaman? "Hayatım bende uyumuyor, seni istiyor." 

Bir haftasonu dışarı çıkacaktım ve Çetin'e Yiğit Mert'e tarhana yapabilir misin dedim. Ama sanki dedim ki atomu parçalayabilir misin? "Hayatım ben nasıl yapayım tarhanayı? Yoğurt yedirsem olmaz mı? " suyla karıstıracaksın, kendisi pişiyor zaten dediğimdeyse, yok ben beceremem sen gelince yedirirsin. Düşünüyorum da, ben 1 hafta bir yere falan gitsem Yiğit Mertle Çetin ne yaparlar? 
Seneryom şu;
-Yiğit Mertin sabah kahvaltıda lor peyniri, öğle akşam yemeği ve ara öğünlerde yoğurt yemekten kalsiyumu tavan yapar.
-Döndüğümde Iphone dan fb kullanmayı muhtemelen çözmüş olur.
-Real Madridin 11 ini sayabilir.
-Henüz anne bile demiyorken Beşiktaş marşı söyleyebilir.
-Geceleri ne kadar ağlarsa ağlasın, ağlamasını duyan olmayacağı için bu ısrardan vazgeçip deliksiz uyumaya başlayabilir.

Yaşasın anneler, ne güldük ama iyi ki varlar babalar! ;)